 |
Merhaba Arkadaşlar.
Ben Alposman KOPARAN. 1976 Ankara doğumluyum.
ilköğretim yurt dışında, Liseyi üsküdar da, üniversiteyi
ise Konya Selçuk Üniv., Ziraat Fak., Tarımsal Makine
Müh.'inde okudum. İş hayatına Konya'da başladım.
İlgi
alanlarım : Statik modelcilik (Gemi, Uçak vb.) R/C (Uçak,
Otomobil, Tekne) ve Die-cast Model Otomobiller ve amatör
Müzik Yapımı (New Age, Ambient, Electronic). Ayrıca
Web ve Grafik tasarımı ile profesyonel olarak ilgileniyorum.
Türkiyedeki
ilk Diecast oto ile ilgili web sayfası ve forumu olma
özelliği ile bu durumdan ayrıca son derece gurur duyuyorum.
İlerleyen zamanla dahada çok tanınan ve büyüyen forum,
Medyadada
yer almaya başlayarak, dahada popüler hale gelmektedir.
|
|
|
Modelcilik serüvenim:
Genelde
her erkek çocuk gibi bende 5 yaşımda tanıştım Diecast arabalarla.
Yıl 1981 idi. Matchbox'lar, ve Majorette'ler süslerdi hayallerimi.
Yaş 7-8 olunca Bburago'lara dadandım. 1/43 Ferrariler beni
mest ederdi. Yaş 10 olduğunda, 1/24 ve 1/18 ölçekleri, TV,
kitaplık vb. gibi nesnelerin önüne yada üstüne koyma hastalığım
başladı. Sürekli gözümün önünde olmalarını isterdim. Zamanla
4-5 adet model yetmemeğe başladı. Ve harçlıklarımı biriktirerek
1/18'leri teker teker edinmeye başladım. Sayıları arttıkça,
modellerime el sürdürmemeye başladım.
|
|
Benim yaşım 11-12 olmasına rağmen, benden büyüklere bile el değdirmemek
için çaba sarfeder, özellikle misafir geleceği zamanlarda modelleri
yatak altı yada dolap içlerine saklardım. Ailemden
hiç bir zaman yadırgama yada küçümseme görmedim.
Çünkü Annem olmasada Babam zaten Modelcilik
ruhuna sahipti ve birebir
alır uygulardı. Daha
çok R/C merakı vardı ama sonuçta
oda bir modelci olduğu için teşvik
gördüm sürekli (hâlâda görüyorum). Bu kadar zaman içinde, Kırılan,
hediye edilen, taşınırken yada durupdururken kaybolan, satılan, çalınan
vb. gibi olaylardan dolayı elimden bir şekilde çıkan modellerimin
sayısı bugün var olsalardı, sanırım en az 1500 adet olurdu. Bazen
üzülürüm, bazende varsın olsun derim kendimce. Çünkü zamanla farklı
markaları tanıdıkça, ve kalitenin sürekli değiştiğini ve yükseldiğini
gördükçe, eskilerin önemi kalmıyor zamanla. Tabi bu görüş bana ait.
Çünkü Koleksiyonun ve Modelciliğin çok çeşitli yolları (temaları)
var. Ben bazılarını denedim: Üretici, Renk, Marka, Ülke, vs. vs.
Ancak en son verdiğim karar ile, Bazı modelleri elden çıkararak, En
iyilerini elde etmeye karar verdim. Üretici teması yani. Az olsun,
öz olsun, ama benim olsun mantığı. Modelde önce Motor detayına, Sonra
jant detayına sonrada iç detayına diye bir önem sırası belirledim
kendime göre. Bu özellikleri benim bakış açıma göre sadece 2-3 model
üreticisi sağladığını gördüm ve şu an o markaların modellerini almaya
gayret ediyorum. Araç markası, üretim yılı, yada ülkesini gözetmeksizin.
Detayı üst düzey olsun yeter. Bu nedenle bir nevi sil baştan yaptım
ve model işine yeniden bir giriş yaptım. Şu anda elimde fazla bir
model kalmadı, çok fazlada artması taraftarı değilim. Çünkü kendimce
bazı takıntılarım var : Yer kaplamaları, fazla model olursa değerlerinin
kaybı (kendi içimde) vs. vs.
Bu nedenle bir koleksiyoner olarak değilde, bir modelci olarak kalmayı
seçtim
|
Çoğu
koleksiyoner aldığı modelleri kutularında saklar. Dağ gibi
yığılır evin yada ofisin bir kenarına. Ancak ben kutusunda
kalması taraftarı değilim. Ve mutlaka en az seviyede toz alan
bir camekanda teşhir edilmesinden yanayım. Ayrıca raflara
tıka basa değilde, mümkün olduğunca rahat ve her açıdan görülebilir
bir pozisyonda olmasına dikkat ederim. Tabi bu arada modelin
açılabilen tüm aksamınında açık halde olmasını hatırlatmama
gerek yok sanırım... Özellikle motor bölümünü sergilemekten
ayrı bir zevk almaktayım.
Buradan,
elimdeki modellerin detaylı fotoğrafları ve incelemelerini
bulacaksınız, iyi eğlenceler.
|
 |
|